Blog'a Dön

İlham

Resim Akımları: Empresyonizmden Soyut Sanata Kısa Bir Harita

Bir resme baktığında hangi geleneğin içinden konuştuğunu anlamak, onu sevmeyi kolaylaştırır. Yüz elli yılı altı durakta özetleyen bir harita.

Nazife Ünal Tekin 3 dk okuma

Güncellendi:

Resim Akımları: Empresyonizmden Soyut Sanata Kısa Bir Harita

Bir resmin önünde durup ne düşüneceğini bilememek yaygın bir durum. Genelde eksik olan bilgi değil, bağlam. Resmin hangi soruya cevap verdiğini bilince bakmak kolaylaşıyor.

Aşağıdaki harita eksiksiz değil, işe yarayacak kadar kısa tutuldu.

Empresyonizm, 1870'ler#

Sorusu şuydu: ışık gerçekte nasıl görünüyor? Ressamlar atölyeden çıkıp dışarıda çalışmaya başladı. Kontur kayboldu, fırça darbesi görünür kaldı, gölgeler siyah yerine renkli boyandı.

Yakından bakınca dağınık görünen ama birkaç adım geri çekilince toplanan resimler bu dönemin işidir. Monet, Renoir, Degas.

Post-empresyonizm, 1880'ler#

Işığı kaydetmek yetmedi. Cézanne biçimin altındaki geometriyi aradı, Van Gogh rengi duyguyla yükledi, Gauguin gerçekliği tamamen bıraktı.

Bu dönem, resmin gördüğünü değil düşündüğünü anlatabileceği fikrinin başlangıcı. Sonraki her şey buradan çıkıyor.

Ekspresyonizm, 1905 sonrası#

Mesele artık dış dünya değil, iç dünya. Renkler doğal olmaktan çıktı, biçimler bilerek bozuldu. Yeşil bir yüz, kırmızı bir gökyüzü, çarpık bir oda.

Amaç görüntüyü değil duyguyu aktarmak. Bir resim rahatsız ediciyse bazen tam da öyle olması isteniyordur.

Kübizm, 1907 sonrası#

Picasso ve Braque tek bakış açısını bıraktı. Bir nesneyi aynı anda birkaç açıdan gösterip yüzeyde birleştirdiler. Resim bir pencere olmaktan çıkıp düz bir yüzey olduğunu kabul etti.

Kübist bir işe bakarken "bu neye benziyor" diye sormak yanlış soru. Doğru soru: bu nesne nasıl parçalanmış?

Soyut sanat, 1910 sonrası#

Sonraki adım kaçınılmazdı. Madem resim bir şeye benzemek zorunda değil, hiçbir şeye benzemeyebilir de. Kandinsky renk ve biçimin tek başına, müzik gibi, duygu taşıyabileceğini savundu.

Soyut bir işin önünde "ne anlatıyor" diye sormak yerine "bana ne hissettiriyor" diye sormak daha verimli. Soyut resmin nasıl yorumlandığı ayrı bir yazının konusu.

Fovizm, 1905#

Kübizmle aynı yıllarda Matisse ve çevresi rengi gözlemden tamamen kopardı. Bir ağaç kırmızı, bir gölge yeşil olabilirdi. Adı da buradan geliyor, eleştirmenler onlara "vahşi hayvanlar" dedi.

Fovizm kısa sürdü ama rengin kendi başına bir konu olabileceği fikrini yerleştirdi. Bugün soyut bir işte gördüğün cesur renk kullanımının kökeni burada.

Sürrealizm, 1920'ler#

Savaş sonrası, akıl ve mantığa duyulan güven sarsılınca ressamlar bilinçaltına döndü. Dalí, Magritte ve Ernst rüya mantığıyla kurulmuş sahneler resmetti.

Teknik olarak çoğu zaman gerçekçidir; tuhaf olan resmedilen şeyin kendisi değil, bir arada bulunmasıdır.

Soyut dışavurumculuk, 1940'lar#

İkinci Dünya Savaşı sonrası New York. Tuvaller büyüdü, jest öne çıktı. Pollock boyayı tuvale damlattı, Rothko renk alanlarını üst üste yığdı.

Burada resmin kendisi kadar yapılış süreci de işin parçası. Fırça darbesi bir anın kaydı.

Bir resme bakarken ne sorulur#

Akımın adını bilmek şart değil. Şu üç soru bir resmin nereden geldiğini çoğu zaman ele verir.

  • Fırça darbesi görünüyor mu, yoksa yüzey pürüzsüz mü kapatılmış?
  • Renkler gözlemden mi geliyor, yoksa duygudan mı?
  • Biçim tanınabilir mi, bozulmuş mu, yoksa hiç yok mu?

Görünür darbe ve doğal renk seni empresyonizme, bozulmuş biçim ve doğal olmayan renk ekspresyonizme, tanınabilir hiçbir nesnenin olmaması soyuta götürür.

Nereden devam edilir#

Türkiye'de bu akımların örneklerini görmek için İstanbul Resim ve Heykel Müzesi, Pera Müzesi ve İstanbul Modern iyi başlangıçlar. Ankara'da Cer Modern düzenli sergi açıyor.

Ekranda bakmakla önünde durmak aynı şey değil. Özellikle empresyonist ve soyut dışavurumcu işlerde yüzeyin dokusu fotoğrafa geçmiyor.

Bugün#

Bu akımların hiçbiri bitmedi, hepsi bir arada devam ediyor. Bugün üretilen bir iş aynı anda birkaçından besleniyor olabilir ve bu bir eksiklik değil.

Koleksiyondaki işlerin her birinin sayfasında nasıl ortaya çıktığını anlatan kısa bir not var; akımın adı yazmıyor ama hangi soruyla uğraşıldığı genelde belli oluyor.

  • resim akımları
  • sanat tarihi
  • empresyonizm
  • soyut sanat
Paylaş

Sıkça Sorulan Sorular

Empresyonizm ile ekspresyonizm arasındaki fark nedir?

Empresyonizm dış dünyayı, özellikle ışığın anlık halini kaydetmeye çalışır; renkler gözlemden gelir. Ekspresyonizm iç dünyayı aktarmaya çalışır; renkler ve biçimler duyguya göre bilerek çarpıtılır. Biri dışarıya, diğeri içeriye bakar.

Soyut resmin bir anlamı olmak zorunda mı?

Hayır. Soyut sanatın çıkış fikri tam da bu: renk, biçim ve doku tek başına, bir nesneye benzemeden duygu taşıyabilir. Müzik dinlerken "bu neyi resmediyor" diye sormadığımız gibi. Verimli soru ne anlattığı değil, ne hissettirdiği.

Bir resmin hangi akıma ait olduğunu nasıl anlarım?

Üç şeye bak: fırça darbesi görünüyor mu, renkler gözlemden mi geliyor yoksa duygudan mı, biçim bozulmuş mu. Görünür darbe ve doğal renk empresyonizme, bozulmuş biçim ve doğal olmayan renk ekspresyonizme, tanınabilir nesnenin hiç olmaması soyuta işaret eder.

Bugün üretilen resimler hangi akıma giriyor?

Genelde tek bir akıma girmiyor. Yirminci yüzyıl akımlarının hiçbiri kapanmadı, hepsi bir arada sürüyor. Çağdaş bir iş aynı anda soyut dışavurumculuktan, kolajdan ve figüratif resimden besleniyor olabilir.

Beğendiğiniz bir esere mi göz koydunuz?

Galerideki tufting, resim ve el yapımı eserlerin tamamını keşfedin.

Galeriye Git